KONYA HABER
Konya
Parçalı az bulutlu
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
10.961,74 % 0,27
Ara

KIRIK CAMLAR

YAYINLAMA:

Günümüzde insanlar kırık camlar gibidir. Ailesinden, anne babasından, ilişkilerinden, okulundan ve gündelik yaşamı oluşturan hemen her şeyden yaralıdır. Bireyi inciten bu durum kasıtlıdır, onu her zaman sağlığına kavuşturmak yalanı ve amacıyla talan etmek için.

Önce hasta et, sonra iyileştir; çağımızın en büyük hastalıklarından biridir.

Bu durum Amerikalı suç psikoloğu Philip Zimbardo’nun “kırık camlar” teorisiyle örtüşür.

Kırık camlar teorisi veya kırık pencereler teorisi kentsel bozukluk üzerine anti-sosyal davranışlar ve diğer suçlardaki vandalizm davranışları/belirtileri ve normlarına işret eder. Kriminolojiktir. Teori suçu (vandalizm vb. dahil) önlemeye yönelik bir tedbirdir aslında. Bize şunu anlatır: Bozulan küçük şeyler büyük şeylerin habercisidir (düzeltilmezse) daha büyük suçlar işlenir, kamuya açık alandaki kriminolojik olaylar geniş alanlanları derinliğine etkiler.

Rastgelmişsinizdir: Birkaç kırık penceresi olan bir bina var. Bu kırık camlar tamir edilmemişse davetkârdır. Vandallar birkaç cam daha kırmaya gelirler. Eğer bina boş ise bütün camlar kırılabilir. hatta gecekonduysa yangın çıkarılabilir, orası hızla bir suç merkezine dönüşebilir. Aynı şekilde kaldırıma, bir direğin kenarına çöp konur. Kısa bir sürede çöpler hızla birikir. Bir süre sonra orası herkesin çöpünü attığı bir yer haline gelir. Bu bir kenara bırakılmış tekerleri patlak, camları açık bir otomobil için de geçerlidir. Kısa sürede hemen her şeyi çalınan otomobilden geriye pek bir şey kalmaz ve en sonunda yakılır.

Günümüzde özne için de bu durum geçerlidir. Anne baba sorunlarıyla yaralanan, ilişkilerle incinen, iş etkileşimlerindeki olumsuzluklar nedeniyle çöken ve daha bir çok olumsuzluğun üzerine atıldığı birey, adeta yakılmayı beklemektedir. Bunu kimse de umursamamaktadır. Yani sistemin "kendin ol derken" özneyi ortadan kaldırdığı, kendi başına hiçbir şey yapamaz hale getirdiğini kimse umursamaz. Çünkü hemen herkes kırılmış camdır, kaldırımdır, şuraya bırakılmış otomobildir.

Devreye aynı hastalıklara muzdarip ama kendilerini çok iyi gizleyebilen psikologların, yaşam koçlarının girmesi bile yadsınmaz. Onlar ise tam öznenin yok edilmesindeki son noktadır. Yanlış da olsa kendi kendine düşünme ve hissetmenin yerini terapi almıştır. Yanlış da olsa akıl yürütmenin yerine danışmanlık seansları geçmiştir. Hataları veya doğrularıyla sorgulandıkça insanlar akıl yürütemez, kendi kendine hissedip karar alamaz hale gelmiştir.

Günümüzde özne üzerinde bir vandallık söz konusudur.

Birey kendi kendine göremez, kendi kendine duyamaz, kendi kendine düşünemez, hissedemez, karar veremez, hareket edemez vb. hale getirilmiştir; bireyin camları kırılmış, pencereleri tarumar ediliştir.

Birey bir suç mahalline dönüştürülmüştür ve bütün mahalle oradadır. Simülasyon birey artık kriminolojiktir. Peki, bütün bunlar reddedilemez mi?

Uzun lafın kısası olmaz: Kendin olmadığın sürece kendin olamazsın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *