Yılmaz Taşçı

Yılmaz Taşçı

American Eğitim Sistemi Kariyer Basamakları ile yeniden gündemde

Son günlerde basında sıkça yer alan konulardan birisi öğretmenlik kariyer basamakları ve öğretmenlerin bu basamaklara ulaşabilmesi için sınava tabi tutulacak olmasıdır.

Bu konuda lehte ve aleyhte birçok şeyler söylenmekte, eleştiriler devam etmektedir.

Belli bir kesim,1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43. Maddesinde; “Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.” denilerek öğretmenlik mesleğinin tanımı yapıldığını ve her öğretmenin aldıkları diplomaya göre alanında uzman sayılması gerektiği yönünde olurken, belli bir kesimden de mesleğe giriş ile birlikte öğretmenlikte uzmanlaşmanın unvan anlamında öğretmenleri motive etmede, okula aidiyet duygusunu geliştirmede ve kişisel gelişimlerinde önemli faktörler arasında olduğu yönünde ifadeler sunulmaktadır.

Uygulamayla birlikte öğretmenlik mesleğinde kalitenin yükselmesine, öğretmenin eğitim sistemindeki işlev ve verimliliğini arttırmasında ve meslekî tükenmişliğini engelleyerek öğretmenlik mesleğini bir kariyer mesleği haline dönüştürmesinde etkili olup olmayacağını ilerleyecek zaman gösterecektir.

Basında yer alan dikkat çeken bir başka konu ise 619 bin öğretmenin başvurduğu yapılacak sınava yönelik, 18 Temmuz 2022 de başlayan Kariyer basamakları eğitimlerinde MEB tarafından iş birliği yapılması tavsiye edilen sivil toplum örgütleriyle ilgili olarak;

- TED (Türk Eğitim Derneği)

- Türkiye Eğitim Vakfı (TEV),

- TEGV (Türkiye Eğitim Vakfı)

- Başka Bir Okul Mümkün Derneği (BBOM)

- Koruncuk Vakfı gibi STK’ların Amerikan eğitim sistemine önem vermesi konusu olmuştur.

Amerikan eğitim sisteminin ülkemizde eğitimi etkilemesine yönelik yapılan eleştirinin yeni bir durum olmadığını bilmemiz gerekir.

Bu yazımızda bu işin tarihi arka planına kısaca değineceğiz.

Ülkemizin eğitim sisteminin tarihî temellerinin Osmanlı Devleti’nin XVIII. yüzyılın ikinci yarısında inşa etmeye başladığı Tanzimat Devrinde teşkilat yapısını büyük ölçüde tamamlayan Batı tipi eğitim sistemine dayandığı bilinmektedir.

Günümüzü doğru anlamak ve geleceğe yönelik sağlıklı kararlar almak adına, tarihin seyri içinde yaşanan/yaşandığı söylenen olayları zamanın ruhuna uygun olarak okumak oldukça önemlidir.

Sivas Kongresini izleyen tek gazeteci olan E.Browne’nin 15-16 Ekim 1919 Chicago Daily News haberinde yer aldığı söylenen ifadeler oldukça dikkat çekici ve düşündürücü.

‘’Biz, Amerika’nın Türkiye’ye yardım etmesini istiyoruz.’’

…Biz, Birleşik Devletler’in Türkler için baştan sona yeni bir eğitim sistemi tesis etmesini istiyoruz. Dini eğitimden ayrılmış okullar, altı ve on altı yaş arasındaki bütün kız ve erkek çocuklar için zorunlu bir eğitim istiyoruz. 5.000 seçilmiş kız ve erkek çocuğunu Amerikan okulları ve üniversitelerine eğitim için göndermeyi istiyoruz…

Bir başka Tarih sahnesinde yer alan ifadelerde ise;

’Hayatımda bana zevk veren hayli başarılarım vardır:

En zevklisi binlerce bakımsız çocuğun hayat ve geleceğini kurtarmak olmuştur’’ düşüncesine sahip, Türk İstiklal Harbi’ne damga vurmuş önemli şahsiyetlerden Kazım Karabekir Paşa (1882-1948):

Gümrü Anlaşmasından sonra (1920) Kars’ta bulunan ve Ermeni çocuklarının eğitimleri ile alakadar olan Amerikalı eğitimcileri hayranlıkla izlediğini, Amerikalıların nasıl çalıştıklarını, ana mekteplerinden başlayarak esaslıca tetkik ettiğini, Pedagogları ile sık sık görüştüğünü, Amerikalıların ne pratik adamlar olduğunu ve çocukların ruhlarını öldürmeksizin nasıl hür ve yaratıcı insan yetiştirdiklerini işittiğini, içlerinde gözüyle gördüğünü belirtmektedir.

Kazım Karabekir Paşa’nın, İncelediği sistemde Çocuklara hayata mahkûm olmayı değil hâkim olmayı öğrettikleri sonucuna vardığını ve Amerikan misyoner heyetleri tarafından uygulanan sistemi rol model olarak kabul ettiğini görebiliyoruz.

İlerleyen yıllarda ülkemize yapılan başta John Devey ve diğer uzmanlara yapılan davetler ve yazılan raporlar neticesinde, 27.12.1949 Tarihinde Türkiye –ABD Eğitim Kültür Anlaşması ile Eğitim alanındaki serüvenimiz rotasını büyük oranda belirlemiştir.

Bakan Ziya Selçuk 20 Temmuz 2018 tarihinde ilk basın toplantısını düzenlediğinde, gazetecilerin sorularını yanıtlarken en dikkat çekici soru FULBRİGHT KOMİSYONU hakkında gelmişti.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'a gazeteci Muhammed KUTLU tarafından "Fulbright Komisyonunun’’ eğitimde yapılacak düzenlemeler üzerinde etkisi olup olmayacağı ile ilgili olarak, gazeteciden gelen soruya verdiği cevap;

-"…Elbette bazı dışsal faktörler harekete geçmek isteyecektir.

Bu dışsal faktörler bizi etkilemek isteyecektir, ben onların kendi vazifeleri ile meşgul olduklarını düşünüyorum. Bizim de vazifemiz var, bizim millete borcumuz var.

İnanın bizim 100 sayfalık bir defterimiz varsa, kıyısında bile böyle bir şey yok" şeklindeydi.

Eflatuna ait olduğu söylenen güzel bir söz vardır: ‘’Terbiyenin gayesi insanlarda bulunan kabiliyetleri geliştirmektir.’’

Mesele hangi eğitim sisteminin bizi ne kadar ne ölçüde etkilediğini bilmekten ziyade çocuklarımıza verdiğimiz eğitimin onları üretilmiş bir hakikate kayıtsız şartsız inanç gösteren bireylere mi dönüştürdüğü yoksa bizlerin çocuklarımızın eğitimine yönelik bilişsel becerilerin yanında; duygu, düşünce, değer ve davranış boyutlarını da ihmal etmeden onların kalbine ve zihinlerine kadim kültürümüzden ve vahiy pınarlarından aldığımız insan sevgisinden ve saygıdan başlayan bir takım değerleri kodlayıp onların dünyalarına yerleştirip, inşa sürecini sağlıklı bir şekilde yürütme becerimiz midir?

Eğitimin geleceği insanlığın geleceğidir. Bu yüzden pozitif olsun, negatif olsun tüm toplum mühendisliği çalışmalarında projelerin hedef noktalarından birisi de eğitim olmuştur, olacaktır.

Bizim medeniyetimize ait bir eğitim sistemi geliştirmenin arayışından vazgeçmemek, gerektiğinde eleştirinin ötesinde farklı ülkelerden modellemeler yapmaktan geri kalmamak, yaşadığımız çağın ihtiyaçlarına cevap verebilecek eğitime yönelik gerekli olumlu adımları cesurca atmak zorunda olduğumuzu unutmayalım.

Aklıyla ve ahlakıyla yarışacak nesiller yetiştirenlere, öğretirken aynı zamanda öğrenenlere selam olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.