Veli Söylemez

Veli Söylemez

Tarihi dizilerimiz "Destan" yazıyor!

Tarihi dizilerimiz "Destan" yazıyor!

Yeni dönemde Diriliş Ertuğrul'la başlayan bir modadır gidiyor sözde "tarihi" dizi ve filmler. Ama aslında bu beni biraz olsun sevindiriyor çünkü öykünün işlenişi o kadar gerçekçi ki Ertuğrul Gazi diye Engin Altan Düzyatan'ın heykelini diken bile var. Hatta öyle bir işleniyor ki, hayatı boyunca tarihi severek okuyup araştıran ben dahi doğrusunu unutuyorum. Çayınız kahveniz hazırsa neden "sözde tarihi" dediğimi bir bardak çayda anlatıyorum.

Şimdi burada herkes tarafından bilinen Ertuğrul Gazi’nin hatunu Halime Sultan’ın aslında Osman’ın doğumunu yaparken vefat etmediğinden baz alarak bahsetmeyeceğim. Hani oyuncuyu değiştirmek yerine tarihi değiştirdik ya, ondan bahsediyorum. Ya da Baycu Noyan’ın 2 defa Ertuğrul Gazi’yi aslında görmediğinden bahsetmeyeceğim keza benim bildiğim tarihte Noyan’ın yenilmesinden kaynaklı Ögeday Han Noyan’ı idam ettirmişti ama ben bundan da bahsetmeyeceğim. Çünkü tarih tek olsa dahi çok fazla farklı kaynaklarda farklı bilgiler var. Senarist yahut yapımcının bundan kaynaklı bir yanılgıya düşmüş olabilme ihtimalleri de var. Belki de ben bir yanılgıdayım. Belki orada gösterilen doğrudur. Bunu bilemeyiz çünkü tarihte neyin kesin doğru olduğunu kestiremeyiz. Ama kesin olarak bildiğim birkaç şey var tabi ki. Mesela biz Türklerin töresine sadık bir millet olduğumuzu biliyorum. Hatta kimi kaynaklarda Türk isminin filolojisine baktığımızda “Törüg” yani “töre sahibi” anlamından geldiği de belirtilmekte. Peki nedir bu Türk’ün töresi? Hüseyin Nihal Atsız ve Ziya Gökalp gibi Türk’ün tarih ve töresi hakkında pek çok araştırmalar yapıp makaleler yazmış hocalarımızın ışığında birçok bilgiye rastladım. Mesela bunlardan en başta gelenlerinden birisi hepimizin bildiği yahut bence bilmesi gerektiği, Türk’ün esir olamayacağıdır. Bildiğimiz üzere bizler özgürlüğümüze düşkün bir milletiz. Ama buradaki “esaret” kavramını Ziya Gökalp Hoca “Türk Töresi” kitabında “sadece başka milletlere değil, kendi içlerinde de bir Türk başka bir Türk’ü esir edemez. Bu kağan dahi olsa cezası ölümdür!” diye kısaca bahsetmiştir.

Bunu size neden anlattığımı merak ediyorsunuzdur. Geçenlerde internette “Destan” isimli bir diziye denk geldim. Bu dizi kurmaca bir dizi yani gerçek kişi, kurum ve kuruluşlarla bir alakası yok. Karakterlerin ilham kaynağı tarihimiz de değil. Kurmaca yani. Göktürk alfabesiyle falan yazılınca hemen açıp izlemek istedim. Dizi, iki birbirleriyle çekişen obanın birbirleriyle hasımlıklarını konu alıyor. Biz yerleşik hayata Uygur döneminde geçtik bu demek ki muhtemel dizi Uygur devleti sonrası bir dönemde geçiyor çünkü dizideki Gök Hanlığı’nın merkezi bildiğiniz saray. Muhafızları falan da var. Bildiğimiz saray yani. Uygur devleti de olamaz çünkü hala Göktanrı inancına sahip bu Türkler. Ama baktığımızda Uygur devletinden sonrasında dağıldığımız için biz yine göçebe yaşamı tercih ettik. Öylesi bir sarayda da ancak Müslüman olduktan sonra kurulan devletlerdeki Türk hakanları oturmuştu. Bu nedenle tarihi bir dizi değil, kurmaca bir dizi bu yani gerçek değil. Neyse biz konumuza dönelim. İzlediğim sahnede Gök Hanlığı’ndaki askerler, Dağ Hanlığı’ndan yakaladıkları kadınlara esaret tamgası vuruyorlardı. Bir de yakaladıkları kişilerden birisi de çift başlı kurdun(!) pençesi. Bizim mitolojimizde çift başlı kurt yok. Kartal var. Hatta ona da kartal değil Öksökö Kuşu denildiği bile görülüyor bazı kaynaklarda. Gökbörü var mesela ama. Her yüzyılda bir Türklerin başına insan suretiyle gelip Türkleri bir edeceğine inanılan kurt var. Bu da tek başlı yani.

Velhasıl izlediğimiz bu dizi nereden tutsam elimde kaldı ve ben de büyük bir hüzünle kapattım diziyi. Tamam mesela Vikingler dizisinde de kurmacalık var bu aşikar ama Vikingleri anlatan bu dizide Vikinglerin inandığı İskandinav mitolojisine Vikinglerin koymuş olduğu kuralları araştırıp uyarak ona uygun hareket ediyor. Biz mitolojimizi kendi kafamıza göre değiştiriyoruz. Mitolojik kurmacalar maalesef bu şekilde olamaz. İyi bir araştırma, doğru kelime seçimleri ve güzel bir kurguyla çok güzel bir dizi ortaya çıkabilir. Bu nedenle aslında set ekibinden yapımcısı ve senaristine, yönetmeninden oyuncusuna emek veren kim varsa, her ne olursa olsun, teşekkür ediyorum. Kötü yahut iyi en azında farklı bir dizi izleme şansı bulduk.

Neyse, bir bardak çay dedik bir demlik çayı bitirdik. Ben çay demleyip Tarkan: Marsın Kılıcı izlemeye gideceğim. Esenlikler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Veli Söylemez Arşivi